Gemi Sallanıyor Havana – Meksika (3.Bölüm)

Birçok arkadaşım bu kadar detayı aklında nasıl tuttun diye sordu bu yayınlanan iki yazımdan sonra. Şöyle ki bütün tatil boyunca yanımda Yağmur ve Irmak adında 2 adet databank taşıdım. Ne zaman bir olayı hatırlamakta zorlansam onlara sorup en ince ayrıntısına kadar yardım alıyorum.

 Databanklar.

Neyse durmak yok yola devam. Orlando’dan Tampa’ya giderken başlarda, ABD’de ilk defa şehirler arası yolda araç kullanmanın tedirginliği vardı üzerimde. Sonradan sonraya biraz yol alıp oraların yirlisi olunca daha rahat ettim. Bu arada hiç korkulacak bir şey çünkü kimse kural ihlali yapmıyor. (Sıkıysa yap cezalar çok yüksek, her yerde uyarılar ve kameralar var anında tespit ediyorlar.) Yaklaşık 2 saat süren yolculuğumuz sonrası yine yanlış sapaktan çıkarak Tampa’ya vardık. Tampa Florida’nın batı yakasında fazla bilinmeyen ama bence gezdiğim bir çok yerden daha kaliteli bir şehir. Yaklaşık 400bin civarında bir nüfusu varmış. Genellikle cruise gemileri Miami ve Atlantik kıyısındaki diğer limanlardan kalkıyor. Biz iyi ki buraya gelmiş ve Tampa’yı görmüşüz. Özellikle Tampa limanın’dan ayrılırken Meksika körfezine bakan sahildeki evler muhteşemdi. Kızları Tampa’da C terminaline bıraktıktan sonra ben aracı teslim etmek için en yakındaki Budget ofisine gittim. Aracı teslim ettikten sonra yaklaşık 1,5 km lik yürüyüş ile kızların yanına tekrar vardım. Bundan sonra yaşayacaklarımı sanırım bizim ülkemizde daha önce yaşayan olmadı. Çünkü terminalde check in işlemlerimizi yapan görevli bayan sizin burada ne işiniz var der gibiydi. Küba’ya uygulanan ambargonun Obama döneminde biraz yumuşamasından sonra büyük Cruise firmaları 2017 yazı için Havana’yı rotalarına eklediler. Fakat Trump’ın gelmesi ile bütün planlar tekrar değişti. Carnival firmasının toplam Havana seyahati ilki 29 Haziran’da olmak üzere toplamda 7 adet olacak. Bizim bindiğimiz 5.siydi. Bu nedenle garipsediler birazcık. Terminalin önündeki hamal arkadaşlar valizlerimizi etiketledikten sonra biz sadece sırt çantalarımız ile üst kata check in yapmaya geçtik. Birkaç kontrolden sonra Küba’ya girmek için çeşitli seyahat beyannamelerin doldurulduğu bankoya varıyoruz. Seyahat eden herkes için bu beyannamelerin doldurulması zorunlu. Sadece aile bireylerinin doldurduğu ayrıca 2 sağlık formu daha var. Hepsi beraberinde pasaportlar ile beraber check-in bankosu sırasına  varıyoruz. Burada kısa bir bilgi daha vereyim Küba’ya seyahat edecek ABD vatandaşları içinde pasaport ile seyahat etmeleri mecburi. Bankonun önünde uzunca sıra bekledikten sonra 3 nolu check in bankosuna yanaşıyoruz. Daha önceden bahsetmiştim Küba vizesini alacağımız yer burası. Bankodaki kadının hayret ve takdir dolu cümleleri arasında kişi başı 75 dolar karşılığında elimize not kağıdı büyüklüğünde 4 adet boş vize kağıdını , “aman kaybetmeyin ve yanlış doldurmayın” uyarıları eşliğinde alıyoruz. Pasaportlarımızı ve çektikleri fotoğrafları işledikten sonra bundan sonraki tüm işlemlerimizde kullanacağımız, tüm aile bireylerinin bilgilerinin olduğu kartlarımızı da alıp gemiye binmeye doğru yol alıyoruz. Bu aylar genelde bölgede tropik fırtınaların olduğu zamanlar olduğu için genelde gemi seyahati fiyatları daha uygun oluyor. Uygundan kastım dış kabin fiyatları 1600 dolar, iç kabin fiyatları 1200 dolar civarındaydı. Baktığınızda 4 kişilik bir ailenin 6 gün turistlik bir otelde her şey dahil konaklaması da ortalama bu fiyatlara gelir. Tabi ne kadar erken rezervasyon yaparsanız o kadar uygun fiyat alacağınızı da belirtmeme gerek yok sanırım.

Gemiye hoşgeldiniz partisinden bir kare

Acaba kamara nasıl olacak, gemi nasıl, çok sallanır mı sorularının arasında ilk tecrübemiz olan gemimize biniyoruz. Gemi 12 kat bir klasik olacak ama yüzen otel. Aynı anda 3-4 yerinde canlı müzik yapılıyor. Barlar, restorantlar, casino, freeshoplar, animasyonlar, herşey fazlası ile var. Geminin limandan ayrılabilmesi için tüm misafirlerin güvenlik brifingine katılması gerekiyor. Ya ben girmem gezerim ortalıkta derseniz sizi bulup gerekli bilgiyi verene kadar gemiye limandan çıkış izni verilmiyor. Size check in sırasında verdikleri kart ile herkesin katılıp katılmadığını denetliyorlar. Bu denetimi tüm limanlarda inip bindikten sonrada yapıyorlar. Meksika’dan sonra gemiye tekrar binerken Selen’in kartını sistem okumadığı için odamıza kontrole görevli gelip kartını sisteme tekrar giriş yaptı. Bu işlerde hiç şakaları yok görevlilerin. Brifing sonrasında 900 personel – 2700 misafir toplam 3600 kişi,  Meksika Körfezine,  kuzeyimizde Teksas’ı vuran Harvey kasırgası, doğumuzda yeni başlayan Irma kasırgası arasında yola çıkıyoruz. İlk yapılacak şey geminin uygulamasını cep telefonunuza indirmek ve oradan daha önceden sipariş ettiğiniz internetinizi aktive etmek. Ben gemiye gitmeden önce odaya biraz içecek ve internet siparişi vermiştim. Kamaraya geldiğimizde içecek kolilerimiz karşımdaydı. Yılların alışkanlığı koli koli su siparişi vermişim gemiden ayrıldıktan 5 gün sonra bitirebildik. Bu arada bu kadar fazla içecek siparişi veren tek bendim sanırım. Diğer odalar yanında market ile gelmiş gibiydi. Gemide yiyecek ücretsiz ama özellikle alkollü içecekler paralı olduğu için tüm bilenler valizlerini içecek ile doldurarak kamaralarına gelmişlerdi. Bizde öğrendik.Odalarda buzdolabı olmadığı için odaya söylediğiniz içecekleri soğutmak için barlardan buz kovası almaya ihtiyacınız oluyor. Ama sorun yok çalışanların hepsi sizin iyi bir tatil geçirmeniz için seferber oldukları için hiç sıkıntı olmadan tüm ihtiyaçlarınız karşılanıyor. Online sipariş vermek ile havuz başında almak arasında çok fiyat farkı yok hatta havuz başına içecek soğuk geliyor. Her gün bir içeceğe kampanya yaparak satış yapıyorlar onlarda avantajlı oluyor.

Gemide her gece başka konseptler uygulanıyor. İlk gece hoş geldin gecesi, ikinci gece kaptanın partisi, sonra Küba ecesi, son gece partisi falan kalan gecelerin konusunu hatırlamıyorum. Akşam gösterileri konusuna özel bir parantez açmak istiyorum daha önceden Türkiye’de ve  yurt dışında bir çok kez gösteri izleme şansım olmuştu, otellerdeki animasyon gösterilerini bir kenara koyarsak, gemide akşam gösterileri benim profesyonel anlamda izlediğim temsillerden ışık,ses,kostüm,performans anlamında hiçbir farkı yoktu.

İlk seferin acemiliği ile ben yemek saatimizi geç akşam yemeği olarak seçmişim. Bu nedenle saat 20’e kadar akşam yemeği için beklemek zorunda kaldık. Çocuklu aileler için erken yani 18-20 arası yemek seçmek daha  mantıklı olabilir. İlk gün hariç diğer günlerde yemek konusunda bir sorun yaşamadık, çünkü geminin bir yerinde devamlı yemek var. Akşam yemeğinde hangi masada oturacağımız belli olduğu için gidip masada yerimizi aldık. Akşam yemekleri A’la Carte usulü olduğu için çok fazla zorlanmadan yemeklerimizi seçebiliyoruz. Genelde biftek, deniz ürünü, tavuk ve domuz etinden oluşan ana yemeklerden birini veya biftek seçebilirsiniz. Kızlar ve ben genelde Iron Steak yedik. Eğer dry-aged et isterseniz bedeli dahilinde akşam yemeğinde ulaşmanız mümkün. Gemide hiçbir şeyin fiyatı uçuk rakamlarda değil. Bizdeki beach club fiyatları yok. Şişe şaraplar 30 dolar civarında, biralar 3-5 dolar, dry-aged biftek 15-20 dolar civarındaydı. Gemideki çalışanların hepsi hiç durmadan görevlerine devam ediyorlar. Konuştuklarımızın hepsi ailelerinden ayrı olmanın burukluğundan ve bu tempo ile çalışmanın maddi anlamda katkısınım  fazla olduğundan bahsetti. Bu arada geminin restoranlar müdürü Türk. Bizim dönemimizde yıllık izindeymiş tanışma fırsatımız olmadı ama olsun. Müdür dışında Gürkan isminde Sivas’lı bir arkadaş daha vardı restoranda görevli, şans eseri koridorda kızlarla konuşurken denk geldi.

Gemideki 6 günümüzün ilk ve son tüm günleri yolda olacağız. Bunlar dışındaki günlerde ise sabah veya öğlen geldiğimiz yerlerde günümüzü geçireceğiz. Denizde geçirdiğimiz günlerde sıkılırım sanmayın sıkılmaya vaktiniz olmayacak. Yüzen otel dedim ya, golf sahası, kocaman eğzersiz salonu, saunalar, masaj salonu, kollu kolsuz makineler, barlar, çekilişler, eğlenceler neler neler akşamın nasıl olduğuna inanamayacaksınız. Gemide saat 3 gibi devamlı tombala oynatıyorlar. Kızlarla eğlencemiz oldu.

Gemide en unutamadığım an  5000 dolar ödüllü tombalayı tek rakamla kaçırdık. (Lan 37 gelseydin köşeydik)

Gemiye ayak bastığınız andan itibaren devamlı sizlere bir şeyler satma, pazarlama gayretinde olan görevliler var. Otururken devamlı bir şey içer misiniz diye soran garsonlar, limanlarda ekstra düzenlenecek turlara katılım sağlayanlar vs. Ben gitmeden özellikle Meksika ve Havana için ekstra tur alalım rahat rahat gezeriz diye düşünüyordum. İyi ki de almamışız tur fiyatları bizim gezdiğimizden çok daha pahalıya geldi. Örnek olarak Cozumel’ de resif dalışının, içecek, yemek ve ulaşımın dahil olduğu paket kişi başı yaklaşık 60 dolarken, biz hepsine toplam 90 dolar falan verdik.

İlk durağımız Cozumel/Meksika 30 Ağustos yerel saatle sabah 7 de limana yanaşıyor gemimiz biz kahvaltı sonrasında gemiden 8 gibi iniyoruz ve Meksika polisine tutuklanmadan limana giriş sağlıyoruz. Ben genelde bu tür yerlerde şansız olduğum için yine aksiyon yaşıyoruz şöyle ki çantanızda Meksika’ya yiyecek bir şey sokmak yasak. Gümrük polisi çantanızda bir şey var mı diye soruyor bende rahatlıkla su dışında bir şey yok diyorum ama narkotik köpeği çantanın yanına oturuyor. O zaman Selen “kızlar yer diye yiyecek muz ve bir şeyler koydum” diyor, adamlara derdimizi anlatıp hepsini çöpe atıp girebiliyoruz Meksika’ya. Daha önceden Paris Havalananından da sırt çantamdan bir şey yok dedikten sonra meyve bıçağı ve 1 şişe şarap çıktığı için ben bunlara alışığım zaten. O zamanda “kızlar uçakta acıkırsa portakal keser veririz diye aldım” demişti. Bakalım daha neler göreceğiz ilerde. Neyse limana indiğiniz anda bir sürü dükkan ve satış yapmaya çalışan eleman sizi karşılıyor. Kuşadası limanına gelen yabancılara biz burada nasıl davranıyorsak aynı durum Cozumel’de var. Sabah buraya gelen ilk gemi biz olmamıza rağmen bizden sonra aynı iskeleye yanaşan Carnival’ın 2 gemisi daha vardı. Başka firmalar Cozumel’deki farklı limalara yanaşıyorlar. Popüler bir liman burası. Biraz çarşı pazar dolaştıktan sonra taksicilerin kandırması ile bir beach cluba doğru yol alıyoruz. Oraya gittiğimizde söylenen fiyat ile taksicinin dediği arasında fark olduğu için oraya girmeden Sky-Reef denen başka bir yere gidiyoruz. Giriş yapıp paralarımızı ödedikten sonra okyanustaki ilk yüzme tecrübemize başlıyoruz. Daha sabahın erken saatleri olduğu için bizim dışımızda burada kimse yok ilerleyen saatlerde tamamen doldu o ayrı. Tüm gün yeme, içme ve yüzmeden sonra taksi ile tekrar limana dönüyoruz. Limanın arka tarafında daha uygun fiyatlara alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar mevcut. Ufak tefek hediyelikler aldıktan sonra sahilde bir restorana oturduk kızlarla. Ben herhalde 15-20 yıl önce çok da hoş olmayan bir tekila deneyimi yaşamıştım. Şimdi tamda memleketine gelmişken hanımla tekrar deneyelim dedik. 1-2-3 shot içtikden sonra baktım bize göre değil mekandan kalkıp sahilde fotoğraflarımızı çektikten sonra gemiye girmek üzere tekrar yola koyulduk.

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı Ay Yıldızı göğsümüze takar Meksika’da gezerim

Cozumel ile ilgili genel izlenimim insanlar genelde cana yakın ama bölgeye yıllık gemi ile kısa süreli 4 milyon turist geldiği için ne kadar koparırsak kardır şeklinde bir davranış benimsenmiş. Olur da yolunuz düşerse kazık yememek için devamlı uyanık olun. Bu arada hiç alçak gönüllü olamayacağım biz ülke olarak her anlamda buralardan çok daha ileri durumdayız.

Gemiye tüm kartları okutarak giriş yapıyoruz. Sonrasında Selen’i tekrar aradılar ama olsun. Gemide akşam kaptanın partisi var. Olayı şöyle anlatayım biz saat 6 gibi kamaradan dışarı çıktığımızda tüm gemi bir anda düğün salonuna dönüşmüştü. Abiyeler, takılar, takım elbiseli papyonlu adamlar.Bu formal giyim kaptan ve tüm mürettebat içinde geçerliydi. İyi de benim geceye en uygun kıyafetim mavi bermuda şortum ile beyaz lacoste t-shirtim. Yapacak bir şey yok damadın ezik akrabası gibi tüm gece dolaştım. Bir ara takı töreni başlayacak diye çok korktum. Hayır yanımızda çeyrek yok o yüzden. Gezme, eğlence bir yere kadar ertesi gün Havana var o nedenle gece yarılarına kadar kalmadan odaya geçip yattık.

Ertesi sabah 10 gibi Küba kıyıları görünmeye başladı, saat 11 gibi kılavuz kaptan ile Havana limanına yanaşmaya başladık. 12 gibi de gümrük işlemleri için Havana Gümrüğünün sırasına girmiş olduk. Özellikle gümrük memurlarının olduğu bölümde fotoğraf çekmememiz konusunda uyarıldıktan sonra herhalde  zar zor ülkeye giriş yaptık. Daha sonradan öğrendiğim üzere gümrükte fotoğraf çekilmemesinin nedeni görevlilerin kıyafetlerinden dolayı rahatsız olmalarıymış. Sonra para bozdurmaya geldi. Gitti 100 dolar geldi 87 pezo. Aklınızda bulunsun Türk Lirası ile gitmek bile dolar ile gitmekden daha avantajlı. Çünkü dolardan %13 oranında bir kesinti yapıyorlar. Yerel paramızı da aldıktan sonra arabaları, yolları, sokakları her şeyi eski Havana’ya indik. Yolun hemen karşısında yerel turist avcıları size çeşitli turlar satmak için birbirleri ile yarışıyorlar. Valla biz kendi kendimize tur yapmaya karar verdiğimiz için elimizdeki harita yardımı ile sokak sokak Havana’yı gezmeye başlıyoruz. Tarihler Kurban Bayramı tatiline denk geldiği için sokaklarda oldukça fazla sayıda Türk turiste rastlıyoruz. Özellikle saat 16:00 dan sonra her yerde canlı müzik yapan kafeler, samimi insanlar ve renkli görüntüler ortaya çıkıyor. Benim okuduğum bir çok forumda ve kitapta Havana için çok güvenli, rahat rahat gezeceğiniz bir şehir diye yazıyordu ama ben çok buna katılamayacağım burası da  en az diğer turistik yerler kadar az güvenilir bir yer. Özellikle kişisel gelirin aylık ortalama 40-50 dolar olduğunu da hesaba kattığımızda ben çok güvenerek dolaşmadım. Başınıza bir şey geldi mi diye sorarsanız köşesinden döndük diyebilirim. Ana meydanlardan ayrılmayın, puro almak için fazla ısrarcı olmayın, her şeyde pazarlık yapın ve kimseye güvenmeyin. Etrafta sizi dolandırmaya çalışan ve bunu planlı olarak yapan çeteler var. (Aman dikkat) İlla puro alacaksanız fabrikanın kendi mağazası var onları değerlendirin.

1 günde anlaşılabilecek bir şey değil ama; iyi ki Havana’ya Abd seyahati içinde gelmiş ve görmüşüm. Yoksa Türkiye’den özel olarak atlayıp uçağa gelse idim hem verdiğim paraya hem de zamanıma acırdım. Seyahat esnasında gördük ve izlenimler edindik. İnsanlar çok fakir ama bundan dolayı mutsuz değiller. Bu durumu biz kabul edemezken onlar yıllar içinde bu durum kabullenilmiş gibi. Evler eskilikten ve pislikten yıkılacak durumda ama içlerinde rahat rahat oturan insanlar var.Eski evleri, arabaları, çukurlu yolları devletin ambargo dolayısı ile düştüğü kötü durumu ortaya koyuyor ama benim anlayamadığım sokaklar neden bu kadar pis ve kokuyor. Meydanlar hariç yürüdüğümüz tüm ara sokaklar mı aynı olur.  Ben bir daha gider miyim, hiç sanmam. Dünya üzerinde çok daha güzel yerler var. Ne yapın meydanları özellikle Vieja Meydan’nı görün orada Cafe Bohemia’da oturup bir şeyler için, kızlar yan tarafta saçlarını ördürtsün (küçük 5 büyük 15), sizde puronuzu tüttürüp keyif yapın. Eski Meydan, Parlemento Binası, Central Park Eski Havana’nın gezip görülecek diğer yerleri arasında. Ufak tefek alışveriş için sahil kenarında eski bir depodan bozma pazar yeri var ismini hatırlayamadığım saat 18 gibi kapanıyor orayı değerlendirebilirsiniz. 

Akşam yemeğini de herhangi bir meydanda istediğiniz bir restoranda müzik eşliğinde yiyebilirsiniz. Mojito ve diğer yerel içecekleri deneyebilirsiniz. Ufak bir dip not müzik yapan gruplar sonra size CD lerini satmak için masa masa dolaşıyorlar ben aldım, gayet güzel hem de anısı oluyor. Saatler yavaş yavaş gece yarısına doğru varırken günün yorgunluğu da ayaklara çöküyor. Gemi ile seyahatin en güzel yanı 10 dakikalık yürüme mesafesi sonunda hemen gemiye varıyorsunuz. Elimizde kalan paraları tekrar dolara çeviriyoruz, bu sefer vergi kesintisi yok. Gümrük işlemlerimiz bu sefer kısa sürüyor ve gemiye tekrar giriş yapıyoruz. Biz yokken gemide hiç bir şey değişmemiş eğlence, gösteriler tam gaz. Hatta Havana’dan özel olarak alınan izin ile gemiye getirilmiş bir orkestra ile süper müzik ve gösteri yaptılar o akşam. Gece yatıyoruz ve ertesi gün sabah Havana’dan ayrılıp artık dönüş yolculuğuna geçiyoruz. Yaklaşık 1,5 gün boyunca denizde olacağız.

Gemi  ortalama 18-20 knot ile gidiyor. Hatta karşıdan ne kadar rüzgar eserse essin hiç istifini bozmadan yoluna devam ediyor. Bizim yolda olduğumuz süreçte Harvey kasırgası Teksas kıyılarını vuruyordu. O nedenle bazı geceler çok sallandığını hatırlıyorum. Hatta kızlar beste bile yaptılar geminin sallantısı ile ilgili. Bu durumda ben geminin sallantısına ayak uydurmak için kendi sallantımı arttırma yoluna gidiyorum.

Ertesi sabah birazda denizde olmanın rahatlığı ile geç kalkıp kahvaltımızı edip geminin nimetlerinden yararlanmaya devam ediyoruz. Kumar oynadık Selen ile 2 dolarımızı anında yuttu kollu makine. Ben sevmiyorum ve bilmiyorum kumar oynamayı zaten. Rulette 14′ e basarım kalanını bilmem. Akşam yemeğinde sallantıdan mı bilmem benim biraz midem bulanıyor ve ben geceyi biraz erken sonlandırıyorum. Kızlar bu arada animasyonu izleyip tüm ekiple hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmiyor. Ertesi sabah seyahatimiz Tampa’ da sonlanacağı için bu akşam saat 22 e kadar inecek tüm valizlerimizi etiketleri ile kamaramızın kapısına koymamız gerektiği için bu arada valiz toplama mesaisi de yapıyoruz. Gemide her şey çok sistemli ve numaralandırılmış durumda biz gemiden F grubu ile ineceğimiz için anons gelene kadar etrafta oyalanıyoruz. Tekrar sıra tekrar ABD gümrüğünde görüşme ve sonunda gümrük memurunun “ABD ye tekrar hosgeldiniz” sözleri ile  başladığımız yerde seyahatimizin gemi ile olan kısmını sonlandırıyoruz.

Geminin ve bizim kamaranın gösteri ekibi beraber

Ben Irmak ile  beraber gemiye binerken aracı bıraktığımız Budgeta gidip yeni aracımızı alıyoruz. Sistemden ben rezervasyonu Ford focus olarak yaptım  ama ilkinde Toyota Corolla, ikincisinde ise Kia Soul verdiler. Orlando sonrası Kia’ya sığmakta biraz zorlansak da bir şekilde halledip Tampa’dan Miami’ye yaklaşık 350 millik yolculuğumuza başladık.

4. Bölüm (Florida’ nın Yerlisiyiz Artık)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir